 |
|
Eğitim alanında uzman Japon heyetinin Turgut
Özal'ın huzurunda verdiği çarpıcı örnek...
Mehmet Akif'in 'Çanakkale Şehitlerine' isimli
şiiri, Bedirhan Gökçe'nin sesinden....Şiiri
dinlerken videonun altında yer alan olayı
okumanızı tavsiye ediyoruz..
Not:Videoyu izlemek
için play butonuna basınız.bağlantı hızınıza
bağlı olarak 30-60 sn içerisinde video
bilgisayarınıza yüklenecektir.. |
Papatya
Yayınları 'Destanlaşan Çanakkale'
kitabının yeni baskısını yayınladı.
Japonların kendi çocuklarına nasıl bir
milli şuur kazandırdıklarının da
anlatıldığı bu kitaptan çarpıcı bir
Çanakkale olayı aktarmak istiyorum bugün
sizlere.
İnanıyorum ki bu mesaj yüklü olayı siz
de benim gibi merakla okuyacak, uzun
zaman düşünmekten kendinizi
alamayacaksınız. Bir zihniyetin
yasaklamaya kalkıştığı Çanakkale
ziyaretlerini Japon eğitimciler, nasıl
bir milli şuur kazanma mekânı olarak
tavsiye etmekteler Özal'a bir görelim.
Mustafa Turan'ın 'Destanlaşan
Çanakkale' kitabından aynen özetlediğim
olay şöyle cereyan eder:
-Eğitim alanında uzman Japon heyeti,
zamanın Milli Eğitim Bakanı Vehbi
Dinçerler'in de içinde bulunduğu bir
heyetle Başbakan Turgut Özal'ın huzuruna
çıkar ve davet üzerine geldikleri
ülkemizde inceledikleri eğitimimizin
gençlerimiz üzerindeki verimsiz
sonuçlarını şu soğuk cümle ile ifade
ederler:
-Gençlerinizde milli şuur eksiktir! Bu
eğitimle gençlerinize milli şuur
vermeniz de mümkün değildir!.
Şok etkisi yapan bu tespitten sonra
sorular arka arkaya gelir.
-Siz Japonlar gençlerinize milli şuuru
nasıl veriyorsunuz, nasıl bir eğitim
programı uyguluyorsunuz? Bizimkinden çok
mu farklı?. Japon heyetinin sözcüsü şu
bilgiyi verir:
-Biz der, eğitime şok testler
uygulayarak başlarız. Önce çocukları
uçak kadar hızlı giden trenlere bindirir
ve çok katlı yollardan geçiririz. En
üstün teknolojiyi gösterir, robotlarla
çalışan dev fabrikalarımızı gezdiririz.
Bu baş döndürücü teknoloji karşısında
sarsılan ve şoke olan çocuklarımıza
deriz ki:
-İşte gördüğünüz bu hızlı trenleri ve
üstün teknolojiyi sizin atalarınız
yaptı. Eğer siz daha çok çalışırsanız
daha hızlı giden ulaşım araçları yapar,
daha üstün teknoloji meydana getirir,
daha modern fabrikalar kurarsınız...
Sonra çocuklarımızı Hiroşima ve
Nagazaki'ye götürüp düşmanın harap
ettiği bölgelerimizi gezdirir ve bu defa
da deriz ki: Bakın, eğer siz birlik
beraberlik içinde çalışmazsanız, işte
düşmanlar sizin ülkenizi yakar, yıkar,
bu hale getirirler. Ama birlik
beraberlik içinde çalışırsanız, güçlü
olursunuz, düşmanlarınız size saldırmaya
cesaret edemezler. Artık birlik
beraberlik içinde çalışmak ve çalışmamak
konusunda kararınızı siz verin...
Bu örneklerle çocuklarımız kendilerine
gelerek iyi ve çalışan bir Japon genci
olma yolunda milli bir şuur ve heyecanla
okumalarını sürdürürler..." Japonların
bu tespitlerini sundukları sırada
geriden bir ses duyulur:
-İyi de bizim sizin gibi Hiroşima ve
Nagazaki'miz yoktur ki.. demek isterler.
Japon eğitimci hemen cevap verir:
-Sizin Hiroşima ve Nagazaki gibi
yerleriniz bizimkilerden çok daha
etkilidir, dedikten sonra şunları ilave
eder:
-Bir metrekareye bin merminin düştüğü
Çanakkale Zaferi'nin kazanıldığı tarihî
savaş alanları sizde. Çocuklarınızın ve
gençlerinizin şoke olması için yeter de
artar bile. Dünyanın en gelişmiş ve
güçlü ordularına karşı Türkler olmazları
olduruyor ve bütün dünyayı hayretler
içerisinde bırakan bir zafer
kazanıyorlar. İşte sadece bu olay, bu
bölge ve bu zafer dahi gençlerinizin
milli şuur kazanmalarına yetecek
örneklerle doludur. Bu sebeple
gençlerinizi Çanakkale'ye götürüp
gezdirmelisiniz. Bölgeyi bilerek
gezmeli, atalarının ne olmazları
başardığını gururla görmeli, iftiharla
öğrenmelidirler.. Daha sonra onlara
demelisiniz ki: Sizler de birlik
beraberlik içinde çalışmazsanız,
düşmanlarınız yine gelirler,
Çanakkale'yi işgal etmeye kalkışırlar,
yurdunuzda özgür yaşamayı size layık
görmezler... Ama çalışır, teknolojiyi
yakalarsanız, ülkenizi kalkındırır,
ilerleyen ülke haline getirirseniz,
düşmanlarınızın sizi etkileri altına
alma cesaretleri yok olur. Özgürlüğünüzü
korursunuz.. İki büklüm değil, başınız
dimdik yaşarsınız!..
Mesaj yüklü birçok olayı 'DESTANLAŞAN
ÇANAKKALE' kitabında okuyucusuna
duyurmuş bulunan Mustafa Turan Bey,
verdiği çarpıcı örneklerle takdire layık
bir hizmette bulunmuştur, diye
düşünmekteyim.
Ahmet ŞAHİN-ZAMAN |
|
|
|
 |
|