Yazar İran'dan bu kitapla ödül aldı! “Kimya Hatun” adlı kitap tartışmalara neden olacak gibi görünüyor.
İranlı kadın yazar Saide Kuds'un kaleme aldığı kitapta Mevlana’nın üvey kızının hayatı anlatılırken Mevlana hakkında şok iddialarda bulunuyor.
Mevlana esrar içerdi, eşcinseldi!' İran'da şok kitap! Bir de ödül verdiler!
MEVLANA’NIN BİLİNMEYEN HAYATI ÇOK TARTIŞILACAK
Sonsuz Kitap Yayınları tarafından yayımlanan “Kimya Hatun” adlı kitap tartışmalara neden olacak gibi görünüyor. İranlı kadın yazar Saide Kuds, uzun araştırmalardan sonra kaleme aldığı kitapta Mevlana’nın üvey kızı Kimya Hatun’un hayatını anlatırken, aynı zamanda Mevlana ve Şems’le ilgili tartışılacak iddiaları da göz önüne seriyor.
Kimya Hatun, annesi Kerra Hatun’un Mevlana ile evlenmesi sonucu Konya’ya, Mevlana’nın haremine yerleşiyor. Her şey güzel giderken ortaya Şems adında bir adamın çıkmasıyla tüm Konya çalkalanmaya başlıyor. Mevlana ile Şems halvete kapanıp haftalarca kimseye görünmeyince hakkında fetvalar bile veriliyor. Kitabında Mevlana ile Şems arasındaki ilişkiye “Minberlerde onun (Mevlana’dan bahsediliyor) esrar kullanmaya başladığı, İran ve Bağdat’taki hangahlarda görüldüğü gibi eşcinsel eğilimleri olduğu ve nihayet şer’i kuralları ayaklar altına aldığı ve bidat çıkardığı anlatılmaya başlanmıştı.” şeklinde değinen Saide Kuds, Kimya Hatun ile 2006 Pervin Etesami Edebiyat Ödülü’ne de değer bulunmuş. İşte kitapta yer alan olay yaratacak cümleler...
“Kulaktan kulağa Şeyh’in mecnuna döndüğü söyleniyordu. Bu tabir, halkın Şeyh için kullandığı en nazik tabirdi.”
Şems Mevlana’yı kısa süre terk ettiğinde...
“Halvetgahına birileri girecek olsa bakıyor ama onları tanımıyordu. Tek başınaydı, dışarıyla ve dışarıdakiyle bir ilgisi yoktu. Ne onlarla bir işi vardı ne de konuşmayı gerektirecek bir ilişkisi. Yanmış yüreği ve iştiyak ateşinden odada kendisi için bir ateşgede inşa etmişti ve yirmi dört saat onu tavaf edip duruyordu. O ateşgedenin etrafında o kadar dönmüş, o kadar ayaklarını yere vurmuş ve o kadar yanık gazeller okumuştu ki nihayet ayakları tutmaz olmuş ve olduğu yere çakılıvermişti.”
“En sonunda Şems’i buldukları ve onu dönmeye razı ettikleri haberi geldi. Maşukun sevgiliye, “Seni böyle bırakıp gittiğim için çok üzgünüm. Biliyorum, sen bunları hak etmeyecek kadar yüce bir insansın” diye yazdığı mektubu, parmaklarını üzerinde gezdirerek okuyan Mevlana, bu mektubun ondan geldiğini anlamış, öpüp koklayarak başının üzerine götürmüştü. Böylelikle biraz kendine gelebilmişti. Aynı zamanda saniyeleri saymaya başlamıştı bile. Fakat bu sefer endişe ve korku değil, daha farklı bir intizardı onunki.”
“Sürekli ya birilerinin gönlünü almaya çalışıyor ya gerçek sevgilisi ve can-ı cananına şükrünü eda etmek için alnını secdeye koyuyor ya da döne döne şiirler okuyordu: Küçelere su serpin zira ki yar geliyor...”
Din adamlarının bu satırlara ne yorum yapacağı merak konusu!..

|