Yaşamın acı bir gerçeği, baş ağrılarının büyük bir bölümünün kadınlarda daha sık görülmesidir,
| Bebek Sahibi Olmak İçin Memorial Hastanesi Tüp Bebek Ekibi Tüm Sorularınızı Dinlemeye Hazır. www.TupBebek-Genetik.com/TupBebek |
| Yalnız değilsiniz Sizin hastalığınızı yaşayanlarla buluşun ve paylaşın www.doktorsitesi.com |
Yaşamın acı bir gerçeği, baş
ağrılarının büyük bir bölümünün kadınlarda daha sık görülmesidir, ancak
cinsiyetler arasındaki bu fark en çok doğurganlık yıllarında kendini
gösterir. Bunun belirgin nedeni kadınlardaki cinsiyet hormonlarının
oynadığı önemli rol olsa da, tek etmen bu değildir ve her iki
cinsiyetten erişkinlerdeki baş ağrılarına ilişkin bir sonraki bölümü
kadınlar da okumalıdır.
HORMONLARIN BAŞ AĞRILARI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Hormonların migren dışındaki baş
ağrıları üzerindeki etkisi çok az incelenmiş olsa da, Londra Kenti
Migren Kliniği’ne başvuran kadınlarla ilgili çalışmalar, migrenleri
olsa bile kadınlarda âdet dönemlerine yakın günlerde migren dışı baş
ağrılarına yatkınlığın da daha fazla olduğunu gösteriyor. Baş ağrıları
aynı zamanda adet öncesi gerginlik sendromu (bk. s. 63) ve menopozun da
bilinen belirtilerindendir. Bazı kadınlarda doğum kontrol hapı
kullanmaya başladıkları zaman baş ağrıları daha sık görülür. Bu baş
ağrıları genellikle birkaç ay sonra giderek geçer, ama az sayıda
kadının hapı değiştirmeleri gerekebilir. Bu özgül olaylar dışında
hormonal değişikliklerin migren dışı baş ağrıları üzerindeki etkisi
azdır.
MİGREN VE HORMONAL DEĞİŞİKLİKLER
İsveç’te gerçekleştirilen bir
araştırmada 11 yaşına kadar her iki cinsiyette migrene yatkınlığın
benzer düzeyde olduğu, bu yaştan sonra kadınların erkeklerden daha
fazla etkilendiği belirlenmiştir. Bir kadın ilk migren atağını
geçirdiyse, doğurganlık yılları boyunca migren atağı geçirme olasılığı
erkeklerden daha yüksektir. İsveç’teki çalışmada incelenen çocuklar 30
yaşına geldiklerinde migren ataklarının kadınların %70’inde, erkeklerin
ise yalnızca yüzde 48’inde devam ettiği anlaşılmıştır. Elli beş
yaşından sonra genellikle ataklar her iki cinsiyette de daha seyrek
görülür.

Âdet migreni adet kanamasının başlangıcından iki gün önce ile âdet kanamasının ilk günleri arasında görülür.
ÂDET MİGRENİ
Londra Kenti Migren Kliniği’nde
gerçekleştirilen bir çalışmada kadınların %50’si migren ataklarının
âdet döngüsüyle bağlantılı olduğunu düşünmektedir. Soru sorulan
kadınların %15’i ilk migren atağını ilk adet gördükleri yıl
yaşadıklarını bildirmiştir. Bu ilk ataklar genellikle düzensizdir ve
âdet döngüsünün herhangi bir anında görülebilir, ama kadın otuz
yaşlarının ortalarına ya da sonuna yaklaştıkça atakların aylık bir
dağılım kalıbı olduğunu fark eder. Bazen bu kalıp ancak bir çocuk
doğurduktan sonra adet kanamaları yeniden başlayınca belirginleşir.
Aynı çalışmada kadınların %10’undan az bir kısmında migren ataklarının
düzenli olarak âdet kanaması başlamadan iki gün önce ve kanamanın ilk
günlerinde (âdet kanamasından 2 gün önceden başlayarak 2 gün sonraya
kadar) görüldüğünü ve diğer zamanlarda atak olmadığını fark ettik. Âdet
döngüsünün bu evresi östrojen ve progesteron hormonlarının en düşük
düzeyde olduğu döneme denk geliyor. Bu araştırma sonucunda âdet
kanamasından iki gün önceyle kanamanın ilk günleri arasında görülen
migren atağını “âdet migreni” olarak adlandırdık.
Daha geniş bir kadın grubunda (%35) âdet kanamalarıyla bağlantılı
migren ataklarının düzenli olarak görülmesine karşın, ayrıca ay içinde
herhangi bir anda da migren atağı geliştiği görüldü. Bunu “adetlerle
ilişkili migren” olarak adlandırdık. Bu iki grup arasındaki fark
önemlidir; hormonal etmenlerin “âdetlerle ilişkili migren”de de rolü
olmasına karşın, bu grup hormonlar dışındaki tetikleyicilere de
duyarlıdır.
Âdet migreni ile âdet döngüsü sırasında östrojen düzeylerinde doğal
olarak gelişen dalgalanmalar arasında bağlantı kurulmuştur. Bu
durumdaki kadınlarda herhangi bir sorun olmadığından hormon testleri
yapılmasına gerek yoktur; öyle görünüyor ki bu kişilerde sadece normal
hormonal dalgalanmalara duyarlılık daha yüksektir. Bununla birlikte,
migrenin sorumlusu tek başına hormonlar değidir. Östrojen takviyesi ile
östrojen düzeyindeki düşüş önlenebilir, ama yapılan çalışmalar âdet
migreninde bu tedavinin etkili olmadığını gösteriyor. Âdet döngüsü
sırasında diğer kimyasal maddelerin düzeylerinde de değişiklikler olur;
bunlardan biri âdet kanamalarından hemen önce ve kanamalar sırasında
salınan prostaglandinlerdir.
Özellikle yalnızca âdet kanamasının ilk ya da ikinci günü migren
gelişen kadınlarda bu gibi kimyasal maddeler önemli bir tetikleyici
olabilir.

Âdet migreninin, âdet döngüsü sırasında östrojen düzeylerinde doğal
olarak gelişen dalgalanmalarla bağlantılı olduğu ileri sürülmüştür.
Âdet migreninde hormonlar dışındaki
diğer bazı tetikleyiciler de önemli olabilir. Çalışmalar, hormon
düzeylerindeki değişikliklerin diğer migren tetikleyicilerine
duyarlılığı etkilediğini gösteriyor; örneğin kadınlar adet kanamalarına
yakın dönemlerde Alkol ün etkisine ve atlanan öğünlere karşı daha duyarlıdır.
KENDİ KENDİNE YARDIM
Âdetlerinizle migren atakları
arasında bağlantı olduğundan kuşkulanıyorsanız, ilk yapmanız gereken
bir günce tutmak olmalıdır. Bu, atak zamanı ile âdet döngünüzün farklı
evreleri arasındaki ilişkiyi tam olarak görmenize yardım edecektir.
Tatlı yeme isteği, memelerde hassasiyet gibi adet öncesi belirtilerini
ve migren atakları ile âdet kanamalarınızı tam olarak kaydedin. Her
atağın başlangıç saatini, ne kadar sürdüğünü ve ne gibi belirtiler
olduğunu yazın. Ayrıca uyguladığınız tedaviyi, uygulama saatini ve
etkili olup olmadığını da kaydedin. Âdet kanamanızın alışılmıştan daha
fazla ya da daha ağrılı olup olmadığını belirtin. Ayrıca “Migren
tetikleyicileri” bölümündeki (s. 20) listede yer alan ataktan sorumlu
olabilecek hormonal olmayan tetikleyicileri de belirtin.
Birkaç ay sonra geriye dönüp, tuttuğunuz bu kayıtları inceleyerek
ataklarla ilgili belli bir dağılım kalıbı olup olmadığını araştırın.
Özellikle hormonal olmayan migren tetikleyicilerini inceleyin, çünkü
hormonlarla bağlantılı gibi görünen bir atağı önlemek için âdet
kanamanızdan önce bunlardan kaçınmak tek başına yeterli olabilir.
Örneğin, bu dönemde aşırı yorulmamaya ve gerekiyorsa Alkol ü
azaltmaya çalışın. Öğün atlamak ya da çok uzun süre bir şeyler yememek
atağı tetikleyebileceği için, sık sık az miktarda ara öğünler yiyerek
kan şekerinizin yükselmesini sağlayın.
Ne yazık ki, âdet migrenine karşı etkili pek az tedavi vardır. Buna
karşın çoğu zaman B6 vitamini önerilmektedir (aslında bu vitamin âdet
öncesi gerginlik sendromunda etkilidir; aşağıya bk.). Bazı kişilerde
toksik yan etki (örneğin sinir hasarı) yapabileceği için, yüksek dozda
B6 vitamini kullanmadan önce doktora ya da eczacıya danışın. Reçetesiz
satılan diğer ilaçlar arasında, âdet öncesi memelerdeki hassasiyeti
gideren eşekotu (evening primrose) yağı (günde iki kez 1.5 grama kadar)
ile baş ağrısı ve migren gibi diğer âdet öncesi belirtilerinde yararlı
olan magnezyum takviyesi yer alır.
DOKTOR SİZE NASIL YARDIM EDEBİLİR?
Belirtiler şiddetliyse ya da birkaç
ay boyunca kendi kendinize uyguladığınız tedaviye karşın ataklarda
herhangi bir değişiklik olmuyorsa, doktorunuzun görüşünü almalısınız.
Hormonal migreni olan kadınların çoğu doktorların neden herhangi bir
test yapmadığını merak eder. Bunun yanıtı basittir: halen doktoru
sorunun nedenine yönlendirecek herhangi bir test yoktur ve standart
hormon testleri genellikle normal sonuç verir. Hormon düzeylerinin
ölçüldüğü çalışmalarda, hormon değişikliklerinin tetiklediği migren
bulunan kadınlar ile migrensiz kadınlar arasında herhangi bir fark
saptanmadı. Bu durum bütün migren tetikleyicileri açısından geçerlidir;
eldeki bulgular doğal kadınlık hormonlarının düzeylerindeki
dalgalanmalar, atlanılan öğünler ve parlak güneş ışığı gibi normal
olaylara duyarlılıkta bir artış olduğunu düşündürüyor. Bu da tedavinin
bir noktaya kadar deneme sınama yöntemiyle uygulanması anlamına
geliyor. Bununla birlikte, atakların âdet döngünüzün hangi evresinde
ortaya çıktığına bağlı olarak özgül tedavilerin bir bölümü
diğerlerinden daha etkili olabilir.
Migren, birçok kadında âdetlerden birkaç gün önce gelişen ve yorgunluk,
huzursuzluk, memelerde hassasiyet ve sıvı birikmesine bağlı kilo artışı
belirtileriyle seyreden âdet öncesi gerginlik sendromuyla bağlantılı
olabilir. Bu âdet öncesi migren, fluoksetin gibi hormonal olmayan
tedavilere yanıt verebilir. Ayrıca, âdet öncesi migren, âdet döngüsünün
bu evresinde östrojen düzeyindeki doğal düşüşe bağlı olabileceği için
normal adet döngüsünü durduran doğum kontrol hapı ve iğnesi gibi
hormonal tedaviler de etkili olabilir.
Bir seçenek de atakların östrojen desteğiyle önlenmesi, örneğin âdet
döneminden yaklaşık üç gün önce başlayarak toplam yedi gün boyunca
günde 100 mikrogram östradiol kullanmak olabilir. Yalnızca doğal hormon
düzeyinin düştüğü bir dönemde ek östrojen sağladığı için, bu tedavi
doğurganlık üzerinde etki yapmaz. Gebelik üzerinde olumsuz etki
yapacağını gösteren herhangi bir kanıt da yoktur, ancak gebe kalmaya
çalışıyorsanız bu tedavi önerilmez. Böyle kullanılan östrojen
takviyesi, bütün âdet döngüsü boyunca östrojen verilen hormon yerine
koyma tedavisinden farklıdır. Ayrıca hormon yerine koyma tedavisinde
östrojenle rahim duvarının aşırı kalınlaşmasını önlemek için tedaviye
ilave edilen progestojen burada gerekli değildir; bu kadınlarda normal
âdet kanamaları ve doğal koruyucu progestojen olan progesteron üretimi
devam etmektedir.
Yalnızca âdet kanamalarınız sırasında gelişen migrende, özellikle âdet
kanamalarınız ağrılı ya da şiddetliyse, prostaglandin salımını önleyen
bir ilacı denemekte yarar olabilir. Bu amaçla en çok kullanılan ilaç
mefenamik asittir. Bu ilaç âdet kanamalarınız başlar başlamaz yedi gün
süreyle günde üç ya da dört kez alınmalıdır. Bu ilacın üstünlüğü, âdet
kanamaları düzensiz kadınların da kullanabilmesidir.
Mirena sisteminde rahminize yerleştirilen gebeliği önleyici bir araç
tarafından küçük miktarlarda progesteron salınarak, rahim duvarının
östrojene yanıt olarak kalınlaşması önlenir. Bu sistem kullanıldığında
gebeliği önleyici etki yanında, âdet kanamaları daha hafif ve daha az
ağrılı seyreder. Mirena kullanan birçok kadının da âdet kanamalarıyla
bağlantılı migren ataklarında düzelme olduğunu bildirmeleri ilginçtir.

Östrojen düzeyindeki doğal düşüşün yol açtığı âdet öncesi migren, ek
östrojen verilerek önlenebilir. Bu ek östrojen deriye yapıştırılan
flasterlerden emilerek vücuda alınabilir.
BU TEDAVİLER ETKİLİ OLMAZSA?
Üç âdet döngüsü boyunca denemenize
karşın tedaviler etkili değilse, umudunuzu yitirmeyin. Doktorunuz
hormonlarla ilişkili migrende testlerden sonuç alamayacağına göre,
olası farklı mekanizmaları tedavi etmek için farklı ilaçların denenmesi
gerekir. Bir tedavi etkili olmazsa, doktorunuza yeniden başvurarak bir
başkasını deneyin.
Hormon döngünüzü etkileyen başka birçok ilaç, örneğin beyninizdeki
hormon döngüsünü kapatarak sizi tıbbi menopoza sokacak ilaçlar da
vardır. Ama bu ilaçların yan etkileri kullanımlarını kısıtlıyor ve
genellikle bu ilaçlar yalnızca jinekologlar (kadın hastalıkları
uzmanları) tarafından yazılabiliyor.
GEBELİĞİ ÖNLEYİCİ YÖNTEMLER
Kombine doğum kontrol hapları
Baş ağrısı standart kombine (hem
östrojen hem de progestojen içeren) doğum kontrol haplarının yaygın yan
etkilerinden biridir, ancak genellikle hapın uzun süre kullanılmasıyla
geçer. Bu baş ağrıları dozla ve kullanılan hormon tipiyle ilişkilidir
ve çalışmalar daha yeni olan “üçüncü kuşak” progestojen ile 20
mikrogram östrojen içeren en düşük dozlu haplarda baş ağrısının daha
seyrek bildirildiğini gösteriyor. Baş ağrısı genellikle ilk birkaç
aylık kullanımda görülür ve altıncı aydan başlayarak giderek kaybolur.
Hap kullanmaya başlamadan önce baş ağrısı çeken kadınlar, genellikle
hap almadıkları ve hormon düzeylerindeki düşüşün, ilacın kesilmesine
bağlı kanamaya yol açtığı dönemde migren atağı yaşadıklarını fark eder.
Bazen farklı bir hapa geçmek yararlı olabilir. Hap alınmayan günlerde
doğal östrojen takviyesi kullanmak da yararlı olabilir, ama ilacın
kesilmesine bağlı kanama yine de gerçekleşecektir. Bunlar yanında,
iki-üç kutuyu kesintisiz kullanma ve daha sonra ara verme yoluyla da
atak sıklığı azaltılabilir.
Bazı kadınlar hapı sürekli kullanıp, hiç ara vermiyor. Bu durumda
genellikle migren atakları kesilir, ancak ilacın kesilmesine bağlı
kanama denetim altında olmadığından, beklenmedik ara kanamalar rahatsız
edici olabilir. Hapın ayda bir kez kesilmesinin, sağlık açısından
kesintisiz kullanıma üstün olduğunu gösteren bir kanıt yoktur; aksine
kesintisiz kullanımda âdet dönemi sorunları azalmakta ve hap daha
etkili olmaktadır. Kadın doktorların çoğunun hapı sürekli kullanması
ilginçtir!
Migren, hap ve inme riski
Aurasız migren atakları olanlar da
dahil (aşağıda tartışılacak nedenlerle auralı migren atakları olanlar
hariç) kadınların büyük bir bölümünde hap kullanmak çok güvenli bir
yöntemdir. Ayrıca hapın âdet sorunlarını ve âdet öncesi gerginlik
sendromunu ve genel olarak kanser riskini azaltmak gibi ek bazı
yararları da vardır.
Güvenlikle ilgili böylesine temiz bir sicili olmasına karşın, bazı
kadınlarda hapın riskleri yararlarından daha fazladır. Örneğin
hipertansiyonu olan ya da çok sigara içen kadınlar bunlar arasında yer
alır. Bunun nedeni, sağlıklı kadınlarla karşılaştırıldığında bu
kadınlarda inme riskinin daha yüksek olması ve hap kullanıldığında bu
riskin daha da artmasıdır.
Son zamanlarda genç kadınlarda
auralı migrenin inme riskinde artışla bağlantılı olduğu bildirilmiştir.
Gerçek anlamda bu risk son derece düşük olmakla birlikte, çalışmalar,
kombine hap kullanan auralı migreni olan kadınlardaki inme riskinin,
migreni olmayan ve hap kullanan kadınlardan beş kat yüksek olduğunu
gösteriyor.
Bu risk nedeniyle bazı otoriteler auralı migreni olan kadınların hap
kullanmaması gerektiğini, günümüzde geri dönüşlü birçok başka doğum
kontrol yöntemi bulunduğunu ve 35 yaş altındaki kadınlarda tek başına
progestojenli hap kullanmanın sakıncaları dışında, bu yöntemlerin büyük
bir bölümünün haptan daha etkili olduğunu belirtiyor (aşağıya bakınız).
Aynı şekilde, aurasız migreni olan bir kadında hap kullanmaya
başladıktan sonra aura gelişirse, hap derhal kesilmeli ve doktor görüşü
alınmalıdır; bu arada korunmasız cinsel ilişki yaşandıysa acilen doğum
kontrol önlemleri için de doktora başvurmak gerekir.
Diğer doğum kontrol yöntemleri
Yalnız progestojenli doğum kontrol
yöntemlerine (örn. yalnız progestojenli hap, iğne, implantlar ve Mirena
rahim içi araç sistemi) inme riskinde artış eşlik etmez; bunlar bütün
migren tiplerinde güvenli bir seçenektir. Bu yöntemlerin migren
üzerindeki etkileri birbirinden farklıdır, ancak eldeki kanıtlar,
uygulanan yöntemle yumurtlama ve âdetler “durduruluyorsa” genellikle
migrenin yok olduğunu gösteriyor.
Bakırlı rahim içi araç kullanan kadınlarda, özellikle âdet kanamaları
şiddetliyse, migren ataklarının âdetler sırasında görülme olasılığı
daha fazladır. Bu kadınlar bir başka doğum kontrol yöntemine geçmeyi
tercih edebilir.
GEBELİK VE EMZİRME
Gebeliğin ilk birkaç ayında
atakların sıklığı ve şiddeti artabilir, ancak yapılan çalışmaların
sonuçları migrenli kadınların %60-70’inde gebeliğin sonraki evrelerinde
bunların ikisinde de azalma olduğunu gösteriyor. İlerlemiş bir
gebelikte migrende düzelme olmasının, östrojen düzeylerinin daha
istikrarlı hale gelmesine bağlı olduğu düşünülüyor. Ancak, gebelik
sırasında vücuttaki doğal ağrı kesicilerin üretimindeki artış, kasların
gevşemesi ve kan şekeri dengesindeki değişiklikler gibi bu düzelmeyi
açıklayabilecek çok sayıda fiziksel, biyokimyasal ve duygusal
değişiklik yaşandığı göz önüne alındığında, gerçek mekanizmanın bu
denli basit olması pek mümkün değildir.
Gebelik öncesinde aurasız migren atakları olan kadınlarda, özellikle
migrenle âdet kanamaları arasında bir bağlantı olduğunu fark edenlerde,
gebelik sırasında migren ataklarının geçici olarak kesilme olasılığı
daha fazladır. Bu durum genellikle emzirme süresince, âdetlerin yeniden
başlamasına kadar devam eder, ancak doğumdan hemen sonra östrojen
düzeyindeki ani düşüş de migrene yol açabilir. Ne var ki, aurasız
migreni olan her kadının migreni gebelikte düzelmez; yaklaşık %16’sında
ataklar gebelik süresince devam eder.
Aurasız migrenin tersine, daha önce auralı migreni olan kadınlarda
gebelik sırasında migren ataklarının devam etme olasılığı daha
fazladır. Ayrıca, migren ilk kez gebelik sırasında başlarsa, bu büyük
bir olasılıkla auralı olacaktır.
Auralı ya da aurasız migrenin
gebeliğin sonucu ya da bebeğin büyüme ve gelişmesi üzerinde herhangi
bir etkisi olduğunu gösteren hiçbir kanıt yoktur.
Gebe kadınların çoğu, migrenlerinde düzelme olasılığını fark ettikleri
zaman gebelik süresince ilaç dışı yöntemleri uygulamayı tercih eder.
Gebeliğin ilk başlarındaki belirtiler migren ataklarını
şiddetlendirebilir. Mide bulantıları, özellikle şiddetliyse sıvı
alımını azaltarak kan şekerinin düşmesine ve vücudun susuz kalmasına
neden olabilir. Gebelik sırasında ara öğün olarak sık sık az miktarda
karbonhidrat yiyin ve bol sıvı alın. Aşırı yorulmayı önlemek için
yeterince dinlenin. Güvenli bir biçimde uygulanabilecek diğer önlemler
arasında akupunktur, biyoenerji, yoga, masaj ve gevşeme teknikleri
bulunmaktadır.
Anlaşılabilir kaygılar nedeniyle gebelik ve emzirme sırasında pek az
ilacın güvenliliği test edilmiştir. Veri eksikliği ilaç üreticilerinin
genel olarak gebelikte ilaç kullanılmasını tavsiye etmedikleri anlamına
gelir, ancak bu hiç ilaç kullanılmamalıdır sonucunu doğurmaz. Ne var
ki, yalnızca olası yararlar risklerden daha fazlaysa ilaç kullanılması
düşünülmelidir ve elde veri olmaması bu değerlendirmeyi
güçleştirmektedir. İlaçların çoğu bebek için en çok gebeliğin ilk üç
ayında, özellikle de kadın henüz gebe olduğunu fark etmeden önce
tehlikelidir.
Migren için mutlaka ilaç almanız gerekiyorsa, parasetamol gebelik ve
emzirme süresince güvenlidir. Aspirin kanama sorunlarına neden
olabileceğinden gebelikte ağrı kesici olarak kullanılması önerilmez, bu
nedenle doktor ya da ebeye danışmadan kullanmayın. Steroid olmayan
antienflamatuar ilaçların (NSAID’ler) gebelikte kullanılması
önerilmemektedir.
Gebelikle ilişkili bulantı
tedavisinde yıllardır proklorperazin kullanılmaktadır. Gebelikte, ağrı
kesicilerin emilmesini kolaylaştırarak bulantı ve kusmayı hafifletmek
amacıyla metoklopramid ve domperidon birlikte yaygın olarak
kullanılmıştır, ancak gebeliğin ilk aylarında bu ilaçların
kullanılmamasında yarar vardır. Günlük önleyici tedaviyi gerektiren
sürekli sık migren ataklarında güvenli olduğu en iyi kanıtlanmış ilaç
beta bloker propranololdür.
MENOPOZ
Kadınlarda âdet kanamalarının
kesilmesine (menopoz) yaklaşılan yıllarda yumurtalıklarda östrojen
üretimi giderek azalır. Hormonal dengesizlikler görülen bu dönemde
migren atakları sıklaşıp şiddetlenebilir.
Gerçekleştirilen az sayıda çalışmanın sonuçları, kadınların %45’inde
menopozla migrenin arttığını, %30-45’inde fark edilen herhangi bir
değişiklik olmadığını ve yaklaşık %15’inde düzelme olduğunu
düşündürmektedir. Menopoz sırasındaki baş ağrılarının hiç değilse bir
bölümünün sorumlusu doğrudan hormonlar değildir; sık sık gece
terlemeleri yaşayan kadınlarda uykusuzluk ve aşırı yorgunluk da migreni
tetikleyebilir.
Kadınların çoğunda menopozdan sonra migren yok olur. Bunun nedeni
hormonal dalgalanmaların kesilmesi olabilir; östrojen düzeyi daha düşük
ama daha dengelidir. Bununla birlikte, az sayıda kadında menopozdan
sonra da düzenli migren atakları görülmektedir.
HİSTEREKTOMİ
Hormonal baş ağrılarının
tedavisinde histerektominin (rahmin ve bazen aynı zamanda
yumurtalıkların alınması) yararlı olduğunu gösteren herhangi bir kanıt
yoktur. Normal âdet döngüleri kadının vücudundaki çeşitli organlar
arasındaki etkileşim sonucunda ortaya çıkar. Bunlar arasında
yumurtalıklar ve rahim yanında, beyin de vardır.
Tek başına rahmin alınması durumunda âdet kanamaları kesilir, ancak
bunun âdet döngüsündeki hormonal dalgalanmalar üzerinde etkisi pek
yoktur. Yumurtalıkların alınması östrojen düzeyini etkiler, ancak
östrojen yerine koyma tedavisinin migren üzerindeki etkisini inceleyen
herhangi bir çalışma yürütülmemiştir. Bununla birlikte, histerektomi
yapılmış kadınlarda hormon yerine koyma tedavisi migren ataklarının
denetim altına alınmasında yararlı olabilir.
HORMON YERİNE KOYMA TEDAVİSİ
Hormon yerine koyma tedavisinde
menopozdan sonra yumurtalıkların artık üretmediği östrojen dışarıdan
verilir. Bu tedavi genellikle sıcak basmaları, gece terlemeleri ve baş
ağrıları gibi menopoz belirtilerini gidermek amacıyla uygulanır.
Bununla birlikte, hormon yerine koyma tedavisi birkaç yıl boyunca
sürdürülürse, Kemik Erimesi
(osteoporoz) ve kırık riskini azaltma gibi başka bazı yararları da
vardır. Bu tedavi kalp hastalığı ve inme riskini de azaltabilir.
Östrojen yerine koyma tedavisinde kullanılan doğal östrojenlerin
etkisi, doğum kontrol haplarında kullanılan güçlü yapay (sentetik)
östrojenlerden oldukça farklıdır. Uzun süreli hormon yerine koyma
tedavisinde tromboz ya da atardamarlarda pıhtı oluşumu riski artmaz,
tersine genellikle azalır.
Hormon yerine koyma tedavisinin migren üzerindeki etkileri pek az
çalışmada araştırılmıştır. Bulgular flaster ya da jel gibi ağız yoluyla
alınmayan östrojenlerle migrende düzelme olasılığının daha fazla
olduğunu gösteriyor. Çok yüksek östrojen dozu migren aurasını
tetikleyebilir; genellikle bu sorun östrojen dozunun azaltılmasıyla
çözülür. Gebeliği önleyici östrojenlerden farklı olarak, auralı migreni
olan kadınlarda hormon yerine koyma tedavisindeki östrojenin inme
riskini artırmadığı izlenimi vardır.
Progestojen kadınlardaki progesteron hormonunun yapay (sentetik)
biçimidir. Histerektomi yapılmadıysa, östrojen yanında progestojen ya
da progesteron da almanız gerekir (rahim kanserini önlemek için). Bunun
sonucunda âdet öncesi sendromunda görülen tipik yan etkiler ve migren
yaşayabilirsiniz. Bu sorunu en aza indirmek için progestojeni belli
günlerde uygulamak yerine her gün alarak (eğer uygunsa) hormon
düzeylerindeki dalgalanmaları önlemek ya da başka bir progestojen türü
ya da doğal progesteron kullanmak gibi birkaç strateji uygulanabilir.
Hangi hormon yerine koyma tedavisiyle başlarsanız başlayın, yeterli bir
demene süresi öngörmeniz gerekir; ilk üç ay vücudunuzun hormon
değişikliğine uyum yapmaya çalıştığı dengesiz bir dönem olacaktır.
| ÖNEMLİ NOKTALAR |
- Bazı
kadınlarda baş ağrısı ya da migren âdet kanamaları sırasında artar
(âdet migreni) ya da âdet öncesi sendromuyla bağlantılıdır.
- Âdet migreni için özgül bir test yoktur.
- Bazı
kadınlarda kombine doğum kontrol hapları gibi hormon tedavileri migreni
giderebilir, ama diğer bazı kadınlarda migreni artırabilir ya da aura
gelişmesine yol açabilir; bu durumda bir başka gebeliği önleyici yöntem
kullanılmalıdır.
- Kadınların çoğunda menopoza
yaklaşılan yıllarda migren atakları sıklaşır ya da şiddetlenir,
menopozdan sonra seyrekleşir ve hafifler.
- Menopoz
öncesi migrende uygun dozda ve uygun yoldan (genellikle ağızdan değil)
uygulanan hormon yerine koyma tedavisi genellikle yararlı olabilir.
|