Yaşantınıza Fark Katın

Kategoriler
Eksantrikler
Animasyonlar
Beslenme
Derleme Yazılar
Diyet Yemekleri
Dizi İzle
DİYET
Eğitim Bölümü
Egzersizler
Estetik
Fıkralar
GEZELİM GÖRELİM
Güzel Sözler
Kadınlara Özel
Msn Messenger
Msn Nickleri
Programlar
Ramazan Özel
Resimler
Sağlık
Video
Yazılar
İlginç İçerikler
Ödevler ve Konular
Rastgele Yazılar
  Panorado 3.3. [360 Derece FotoĞraf]
  Bunama Nedir?
   İlginç Bir Cihaz
   Car Crashes Woman
   Sazım Ve Ben
  Şimdi Neler Olacak?
  Lale Tarlalarından Modern Resimler
  Bu Hırsızlık Olayına şeytan Bile şaşırıyor
  Temel Ilk Kez Baleye Gitmiş
   No Şut
  
   GEZELİM GÖRELİM >> Yemyeşil kırlarda ata binmek

Yemyeşil kırlarda ata binmek
Ayşe Dönmez- Çevresi rengarenk kelebeklerin uçuştuğu, çiçek ve kekik kokulu tepeler-vadiler, türlü ağaçlarıyla ormanlar, içinde allı-beyazlı gelincik ve papatyaların salındığı yemyeşil tarlalarla çevrili bir çiftlikte kalmak ve ata binmek çok keyifliydi.

AYAKİZİ tarafından düzenlenen Kastamonu Daday-Çömlekçiler Köyü At Çiftliği gezisi ilginç, eğlenceli, dinlendirici ve sportifti. Fotoğraf meraklıları için de oldukça zengin malzemeler vardı burada. Türlü ağaçlarıyla ormanlık alanlar, göz alabildiğine vadiler, güzel çitlerle çevrilmiş yemyeşil tarlalar, tarlalarda gelincikler, papatyalar, göl manzaraları, rengarenk kır çiçekleri, atlar, her türden börtü-böcek, kelebek, kuş, yani deklanşöre bas bas çek, güzellikler bitmez…
Gece yolculuğunun ardından, sabaha karşı gözümüzü çiftlikte açtık. Odalarımıza yerleştikten sonra kahvaltıya kadar biraz kestirdik. Uyanıp pencereden dışarıya baktığımızda, yemyeşil otlar, ağaçlar, sevimli çiftlik evlerinin ortasına kurulmuş masalarda hazırlanmış kahvaltı sofrasını gördük. Masanın etrafına dizildik, yörenin ürünlerinden oluşan ballı-tereyağlı-kaşarlı-beyaz peynirli-yumurtalı-zeytinli kahvaltıyı domates-salatalık ve köy ekmekleri-pideler eşliğinde iştahla yedik. Çayımızı yudumlarken keyifle, etrafın güzelliğini seyre daldık.

Kahvaltının ardından, traktöre doluşarak Halacoluğu Yaylası’na doğru yola çıktık. İnişli çıkışlı dağ yolunda bir sağa, bir sola savrularak ilerledik, çamların-köknarların-meşelerin-kayınların arasından. Ağaçlar bizleri selamlarcasına yola doğru uzanmışlardı ve zaman zaman dallardan korunmak için başımızı eğmek zorunda kalıyorduk. Hatta ben ortada oturduğum için uyarıyordum kenarda oturanları “dikkaaat dallar, dikkaaat çukur” diyerek. Traktörün sarsılması, ağaç dallarının üstümüzden geçmesi bizi çok eğlendiriyor, kahkahalar ormanı çınlatıyordu. Birden bir gelincik tarlası çıkıverdi yolumuzun üstüne. Fotoğraf severler olarak doğanın bu narin gelinini kaçıramazdık. Hepimiz koşuşturduk gelinciklerin arasına daldık, bol bol fotoğraf çektik

‘Uçmak için kanat aramıyorum’
Şairler ne güzel anlatıyor doğanın insan ruhunda yarattığı etkileri. Ahmet Telli ‘Geceleyin Kırda’ şiirinin dizelerinde hislerimize tercüman oluyor.

Dinlendiriyor yüreğimi
kafamı
bedenimi
serin okşayışlarıyla doğa
Dinliyorum en güzel türküsünü
kurdun kuşun

Uçmak için
kanat aramıyorum…

Yemyeşil yaylanın ortasında bir çeşme akıyordu tahta oluktan, buz gibi soğuktu suyu. Yamaçlara serilen kilimlere yayıldık hep birlikte. Rehberimiz Ercan Bey yemek hazırlanana kadar bizi yürüyüş yapmaya davet etti. Çiçek ve kekik kokuları arasında tepeye doğru yürürken, etrafımızda uçuşan rengarenk kelebekler çiçekten çiçeğe konuyorlardı. Küre Dağlarının parçası Ballıdağ’ın tepelerinde ormanların arasında dolaşırken, önümüzde uzanan yemyeşil vadilerin, ormanlarla kaplı sıra sıra dağların güzelliğine hayran hayran bakakaldık.

Bir buçuk saatlik yürüyüşün ardından yaylaya geri döndük, mangalda cızırdayan sucukların kokusu geldi burnumuza. Soğuk içeceklerle nefis bir mangal ziyafeti çektik kendimize. Üstüne karpuz dilimlerini afiyetle yedik. Karadeniz de olup çay içmemek olur mu? Demli demli çaylarımızı içtik güzelce.. Rehberimiz bu kez bizi Taşçılar Göleti’ne kadar sürecek12 kilometrelik yürüyüşe çağırdı. Ormanların, ağaçların, yeşil çayırların arasından yürümeye koyulduk hep beraber. Rehberimiz, dağda-bayırda gezerken dağlar-ormanlar-vadilerle ilgili bilgiler veriyor, ağaçlar, bitki örtüsü, ot çeşitleri konusunda aydınlatıyordu bizleri. Yenebilecek mantarları gösteriyor, kuzu kulağı gibi çeşitli otlar, kenger sapları ikram ediyordu herkese. Doğanın bağrında yetişen bu değerli otları bizler de keyifle yiyorduk. Yerinde duramayan Hazal da, çimenlerin üstünde yaptığı sportif hareketlerle gruba dinamizm ve canlılık katıyor, ikide birde avucuna aldığı börtüyü-böceği göstererek heyecanlandırıyordu herkesi.

Koyunları otlatan çobanla sohbet ediyoruz, çok şaşırdığını söylüyor bu kadar yolu yürüyüp geldiğimize. Rehberimiz kenger ikram ediyor ama çoban “ıı ıhh” diyor küçümseyerek ve “biz kengeri hayvanlara bile yedirmeyiz” diye de ekliyor. Yoga Hocası Attila Bey, Rehberimizin bu dikenli otu değerli kılmak için bize İngilizce “kenjer” diye tanıttığını bile uyduruveriyor ayaküstü.. Kahkahadan kırılıyoruz tabi. Biz şehirlilerin çok kıymetli olduğunu sandığımız bu ot birdenbire gözümüzden düşüveriyor. 2.5 saat kadar yürüdükten sonra gölete ulaşıyoruz. Seriliyoruz çimenlere, manzarayı seyre dalıyoruz.

Akşam yakılan ateşin ışığında daha da güzel görünüyor gözümüze çiftlik. Çorbalarımızı içtikten sonra ızgara tavuk ve köfte, pilav, salata ve tatlıdan oluşan yemeğimizi yiyoruz grup arkadaşlarımızla. Sonrasında ateşin etrafında koyu sohbetlere dalıyoruz ve daha bir kaynaşıyoruz ay ışığının parladığı yıldızlı gökyüzünün altında.

Çiftlikteki ertesi günümüzü atlarla haşır-neşir olarak geçirdik. Bütün grup ata binmenin zevkini tattı. Öğle saatine kadar dört attan oluşan gezinti grupları oluşturuldu ve çiftliğin dışında yemyeşil tarlaların, gelinciklerin, papatyaların, kır çiçeklerinin arasından geçilerek atla gezmenin keyfi çıkarıldı. Atlar insanlara o kadar alışkındı ki, hayatlarında ilk kez ata binenler bile hiçbir zorlukla karşılaşmadılar. Atlar bütün gün çiftliğin içinde serbestçe dolaştı, otlandı, insanların ilgisinin, sırtlarını-boyunlarını okşayarak sevgi göstermelerinin mutluluğunu yaşadı. Şımarık çocuklar gibi masaların arasında dolaştılar gün boyunca, hatta zaman zaman kahvaltı yapanların yiyeceklerine bile ortak oldular. Çocuklar atlara nasılda sevgiyle bağlandılar ve üstlerinden inmek istemediler. Her yaşta, meslekte insan vardı grubumuzda. Poyraz ile kız kardeşi Derin şirinlikleriyle grubumuzun gözbebeği oldu. Atların yanında zıplayıp durdular, onlardan biran olsun ayrılmak istemediler. Ayrılma saati geldiğinde Poyraz babasına “Ben Ankara’ya gitmek istemiyorum, çiftlikte kalmak istiyorum” diye ayak diretiyordu.
Öğle yemeğinde sıcacık etli ekmeklerin, mantarlı-patatesli gözlemelerin tadını çıkardık. Ayranın eşlik ettiği bu nefis gözlemeleri öylesine iştahla silip süpürüyorduk ki, pişiren hanımlar hızımıza yetişmekte zorlanıyorlardı.

Gitme saatimiz gelince biz de Poyraz gibi; atlardan, bizi evinde misafiriymişiz gibi ağırlayan Bülent Bey ve ailesinin sevecenliğinden, hizmette kusur etmeyen genç kızların ilgisinden, yemyeşil çiftlikten, sevimli çitleriyle uzayıp giden özenle bakılmış tarlalardan ayrılmak istemedik bir türlü. Bir kez daha gelme isteğimiz içimizi rahatlattı birden. Kaloriferli ve sıcak sulu banyosuyla rahat ettiğimiz odalarımızda yatarken yine de; Bülent Bey’in burayı daha da geliştirdiğini ve örneklerini Kastamonu Etnoğrafya Müzesinde gördüğümüz duvarlarındaki serenlerde eski kap-kacağın sergilendiği bir oda, kanaviçe işlemelerle süslenmiş sedirler ve yöre dokumalarından çarşaflı yataklarda uyumayı hayal ettim…
Haziran 2007

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Bu yazı 15 defa okunmuştur.

Önceki Yazı
| |

Etiketler:

Yemyeşil kırlarda ata binmek


Sonraki Yazı
  
   Yorumlar (Henüz Yorum Yapılmamış)

Henüz yorum bulunmamaktadır.

  
   Yorum Yapın

İsim :
E-Mail :
Yorumunuz :
Diğer Yazılar
   Uludağ Kayak Merkezi
  çöl Gölü
   Aksu
  Zonguldak
  Gap
   Akdeniz Bölgesi'ndeki şelaleler
  Evleriyle ünlü Yörük Köyü
  Şeyh Mehdi Türbesi
   Kuzuluk Kaplıca Evleri
  AlaÇat Kir Evİ'ndeyiz
  Amasya Müzesi
   Eynesil
  Çanakkale Şehitliği
   Sİvas
  Eğirdir Gölü
  Cambazların Imtihan Yeri Ziir (yenikent)
   Cehennemağzı Mağaraları
  Karabük Yaylaları
   KirŞehİr
  Savon Hotel Antakya
Son Yazılar
  Katırımı Gördün Mü
  Sabunu Koydum Leğene
  Maganda
  Odun
  Bir Zahmet
  Rekor Denemesi
  Yemin Et.. Öleyim De :)
  Çine Gidiyorum
  Araba Üstüme Kaydı
  Bi Zahmet - Ne Alırsan 1 Milyon

canlı maç sonucu,iddia,bahis eğlence,komik,komikler bilgisayar kursu haberler,haber,son dakika